Hz. Zülkarneyn (1/5)

Liste öğesi

Kuran’da kıssası, doğuya ve batıya seferleri olduğu bildirimektedir. Asıl ismi İskender’dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nuh (a.s) oğlu Yafes’in soyundandır. Peygamber olup olmadığı açıkça bilinmemektedir. Yemen’de yaşamış olan Münzir İskender ile Aristo’nun talebesi olan Makedonyalı İskender’den daha önce yaşamıştır.

Hakkında çok fazla bilgi bilmesek de gücünü Kuran da rahatlıkla görmekteyiz. Öyle ki Dünya tarihinde bu güce ulaşabilecek başka bir hükümdar olmamıştır.

Kuran’da gücü ve kıssası şu şekilde anlatılmaktadır.

“Bir de sana Zülkarneyn’den soruyorlar. De ki: Size onunla ilgili bir şeyler anlatacağım.

Gerçekten biz Zülkarneyn’i yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik.

Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.

Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim gördü. Biz ona dedik ki: “Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın.”

O da demişti ki: “Kim haksızlık ederse muhakkak ona azab edeceğiz; Sonra Rabbine geri döndürülecek, O da onu görülmemiş bir azabla cezalandırır.”

“Amma her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da en güzel mükafat vardır. Biz ona dünyada kolaylık gösterir zor işlere koşmayız.”

Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu.

İşte Zülkarneyn’in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

Sonra yine bir yol tuttu.

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.

Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cuc ve Me’cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar. Onun için, bizimle onlar arasında bir sed yapman şartıyla sana bir vergi versek olur mu?”

Dedi ki: “Rabbimin bana vermiş olduğu servet ve saltanat, sizin vereceğiniz şeyden daha hayırlıdır. Bana maddî yardımda bulunun da sizinle onların arasına en sağlam seddi yapayım.

“Bana, demir kütleleri getirin.” Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: “Ateş yakıp körükleyin” dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. “Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim” dedi.

Artık Ye’cuc ve Me’cuc bu seti ne aşabildiler ne de delebildiler.

Zülkarneyn dedi ki: “Bu Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği vakit de onu dümdüz yapacaktır. Rabbimin vaadi de haktır.

Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr’a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.

Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki!

Onlar ki, beni hatırlatan âyetlerimden gözleri bir örtü içindeydi. İşitmeye de tahammül edemiyorlardı.” (Kehf Suresi 83101)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir